Tüm Yazılar

Uyku apnesi ani ölüm riskini arttırıyor

Uyku apnesi ani ölüm riskini arttırıyor

Dr. Uçar, “Uyku apnesi, horlamanın eşlik etmiş olduğu en mühim uyku bozukluklarından biridir ve uykuda solunumun 10 sn ve üstünde durması olarak ifade edilebilir. Bu durum saatte 5 kez ve üstünde gerçekleşirse uyku apnesi sendromu olarak ifade edilmektedir. Hafifçe, orta ve ağır şiddette olan tipleri bulunmaktadır. Dil kökü ve yumuşak damağın yada aşırı büyümüş bademciklerin hava yolunu tıkaması sonucunda uyku apnesi gelişebilir. Uyku apnesi olan kişilerin oldukça mühim bir kısmında horlama şikâyeti bulunur” diye konuştu.

HORLAMA VE UYKUDA NEFES KESİLMESİ BAŞLICA BELİRTİLERİ

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. M. Burak Uçar, “Uyku apnesinin emarelerinden en önemlisi uykuda solunumun durmasıdır. Öteki uyku apnesi emareleri ise şöyleki sıralanabilir; uykuda esnasında huzursuzluk, horlama, gündüz bitkin uyanma, gün içinde konsantrasyon eksikliği, sık sık idrara kalkma, terleme, ağız kuruluğu, hipertansiyon, cinsel isteksizliktir. Uyku apnesi sendromu olan kişide horlama, birkaç kat daha çok ve gürültülü bir halde gerçekleşir. Horlamanın yanı sıra nefes darlığı, sık sık iç çekme, çırpınarak uyanmaya emek verme, sık ve uzun soluklu solunum durmaları, sabah bitkin uyanmak da uyku apne sendromu yaşayan kişilerde görülür. Bilhassa obez ve şişman kişilerde horlama dikkate alınması ihtiyaç duyulan bir işarettir. diye konuştu.

TEDAVİ EDİLMEZSE CİDDİ SONUÇLARI OLUR

Uyku apnesinin oldukça tehlikeli neticeleri olabileceğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. M. Burak Uçar, “uyku apnesi ile beraber nefes almanız durduğu süre kandaki oksijen miktarı düşer, buna karşılık karbondioksit ve asit birikimi miktarı ise artar. Bu durum kalp, kan damarları ve sinir sisteminizin daha çok çalışmasına neden olur. Bu da yüksek gerilim,ritim bozukluğu, kalp yetmezliği, kalp krizi , inme (nüzul) riskinin sıhhatli kişilere bakılırsa daha çok sıklıkta görülmesine sebep olur. Direksiyon başlangıcında ani uyuya kalma sonucu trafik kazası geçirme riski, dikkat dağınıklığı, depresyon ve bellek problemlerinin de görülme riski ciddi oranda artar.” diye konuştu.

UYKU APNESİ TANISI NASIL KONULUR VE NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Uyku apnesinin uygun tanı yöntemi ve tedavi seçenekleri yardımıyla tedavi edilebileceğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. M. Burak Uçar, “Doktorunuz yapacağı uyku emekleri ile uyku esnasında vücudunuzda neler bulunduğunu görmeye yarayan bir takım kontrol gerçekleştirir. Uyku testlerinin içinde en önemlisi polisomnografi (PSG)’dir. Bu kontrol beyindeki elektriksel aktiviteyi, göz hareketlerini, kas aktivitesini, kalp atışını, ağız ve burundaki hava akışını ve kandaki oksijen miktarını ölçer. Polisomonografi uyku apnesi tanısı için en kati yöntemdir. Uyku apnesi görülen şahıs eğer şişman yada obez ise ilk olarak bu kişilerin diyetisyen kontrolünde zayıflaması gerekir. Ek olarak, alkol ve uyku ilaçlarından kaçınmak, sigarayı bırakmak ve sırt üstü yatmamak da rahatsızlığı azaltır. Uyku apnesi sendromunun temel tedavisi, tanı konulduktan sonrasında ve hastalarda orta/ağır uyku apnesi sendromu saptanması halinde, apne önleyici cihazların (CPAP-BPAP) hastalar tarafınca kullanılmaya başlanmasıdır. Eğer üst solunum yollarında belirgin anatomik darlıklar var ise hastanın kulak burun boğaz uzmanı tarafınca cerrahi girişim yönünden değerlendirilmesi gerekir.” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu