Tüm Yazılar

Sigara kullanımına bağlı olarak hanımlarda akciğer kanseri hızla artıyor

Sigara kullanımına bağlı olarak kadınlarda akciğer kanseri hızla artıyor

Akciğer kanseri, akciğer dokusundan köken alan, başlangıçta çoğunlukla bir nodül yada tümöral kitle şeklinde görünen fena huylu, üreme potansiyeli olan(maling) bir hastalıktır. Akciğer kanseri, minik hücreli dışı (KHDAK) ve minik hücreli akciğer kanseri (KHAK) olmak suretiyle iki ana başlık altında incelenmektedir. Bu iki alt tip kansere aynı prensipler izlenerek, benzer yöntemlerle tanı konulmaktadır. Sadece her iki tipin de tedavileri mühim farklılıklar içermektedir. Minik hücreli olmayan akciğer kanserinin de, adenokarsinom, skuamöz hücreli karsinom ve büyük hücreli karsinom şeklinde alt tipleri mevcuttur. Akciğer kanseri en sık görülen ve hastaların en oldukça kaygı etmiş olduğu kanser türleri içinde yer almıştır. Akciğer kanserinin en mühim sebebi ise sigara kullanımıdır. Meydana getirilen bilimsel çalışmalara bakılırsa, sigara kullanımının azalmaya başladığı erkeklerde akciğer kanseri görülme sıklığı ve bu hastalığa bağlı yaşam kaybının azaldığı, sigara kullanımının arttığı hanımlarda ise tam tersi bir durumun yaşandığı görülmektedir. Hiçbir emare vermeden ilerleyebilir Akciğer kanseri, bir çok süre inatçı öksürük, akciğer enfeksiyonu, nefes darlığı, ses kısıklığı, göğüs ağrısı yada balgamda görülen kan ile kendisini belli etmektedir. Ek olarak bazı kişilerde de ateş, iştah kaybı, istemsiz kilo kaybı ve halsizlik şeklinde şikayetler görülebilmektedir.

Akciğer kanseri kimi süre da hastada hiçbir yakınma ve emare vermeden ilerleyebilmektedir. Hastaların akciğer kanseri yada akciğerin kendisine ilişkin hiçbir yakınma olmadan başka hastalık ya da nedenlerden dolayı doktora başvurması ile beraber çekilen radyolojik incelemeler ile akciğer kanseri teşhisi konulabilmektedir. Tedavi yöntemi için doğru tanı mühim Akciğer kanseri, günümüzdeki tıbbi ilerlemeler yardımıyla başarı ile tedavi edilebilmekte ve hastanın yaşam konforu artırılmaktadır. Hastaya hususi uygulanan tedavi yöntemlerini belirlemek için akciğer kanseri tipi ve evresinin doğru belirlenmesi gerekmektedir. Akciğer kanseri emareleri ile doktora başvuran hastanın detaylı bir tıbbi hikayesi alınmakta, birlikte rol alan hastalıklar ve kullandığı ilaçlar kaydedilmekte, fiziki muayene sonrasında da çoğunlukla radyolojik yöntemlerle akciğer görüntülemesi yapılmaktadır. En sık kullanılan yöntemler akciğer grafisi yada toraks bilgisayarlı tomografi (BT) incelemeleridir. Bilgisaraylı tomografi (BT) ile saptanan kitle yada kitleler radyoloji ve onkoloji ekibi tarafınca akciğer kanseri ve öteki organlardan meydana gelen bir tümörün akciğer metastazı olasılığı açısından değerlendirilir ve malum kanser tanısı olmayan bir hasta için kati tanı biyopsi ile konulmaktadır. Biyopsideki ana ilke, tanı konulmasına destek olacak ve tedaviye yön verecek moleküler testlere kafi gelecek kadar doku alınıp, hastanın minimum riskle süreci tamamlamasını sağlayacak yöntemin seçilmesidir.

Beyin metastazı olup olmadığı belirleniyor

Eş zamanlı olarak tam bir klinik evreleme yapabilmek amacıyla hastaya çoğunlukla PET/BT incelemesi önerilmektedir. Bazı akciğer kanseri türlerinin beyin metastazı yapma olasılığı yüksektir. Bu yüzden hastanın nörolojik yakınması olmasa bile (baş ağrısı, çift görme, dengesizlik, bulantı, kusma, nöbet geçirme şeklinde) beyin manyetik rezonans (MR) incelemesi yapılmaktadır. Tüm bu işlemlerin sonunda kati patolojisi olan, uygun radyolojik yöntemlerle tam klinik evrelemesi yapılmış olan hastaya uygun tedavi şekilleri belirlenmektedir. Bazı klinik durumlarda, hasta için birden fazla tedavi şeklinin uygun olabileceği, bunlardan hangisinin hasta için en uygun olacağına ise doktor ve hasta birlikte karar vermektedir. Akciğer kanser tipine bakılırsa tedavi şekli belirleniyor Cerrahi: Minik hücreli olmayan akciğer kanser tipinin(KHDAK) erken evrelerinde, cerrahi oldukça mühim bir tedavi yöntemidir. Cerrahi ile tam iyileşme durumu olduğu kabul edilen minik bir grup ileri evre minik hücreli olmayan akciğer kanseri hastası da mevcuttur. Bu aşamada hastaların multidisipliner tümör konseyinde konuşulup, öteki branşlarla (medikal onkoloji, göğüs cerrahisi, beyin cerrahisi, genel cerrahi, ışınım onkolojisi, patoloji, nükleer tıp şeklinde) ortak bir tedavi planı yapılması önemlidir.

Kemoterapi: Akciğer kanserinin erken evrelerinde meydana getirilen kemoterapi uyguları, hastalığın tekrarlama riskini ve akciğer kanserine bağlı ölüm riskini azaltmaktadır. Tekrarlama riskinin yüksek olduğu, ameliyat edilmiş, erken evre minik hücreli olmayan akciğer kanseri hastalarından ameliyat sonrası kemoterapi uygulanır. Lokal ileri minik hücreli olmayan akciğer kanseri hastalarına ameliyat öncesi yada sonrası uygulanır. Ek olarak ilerlemiş minik hücreli olmayan akciğer kanseri hastalarının da büyük çoğunluğuna kemoterapi tedavileri uygulanır. Akıllı tedavi (hedefli tedavi): Minik hücreli olmayan akciğer kanserinin pek oldukça değişik alt biyolojik grubu bulunmaktadır. Bazı akciğer kanseri türleri, tümörde gelişen bir genetik değişikliğin direkt hastalığı oluşturması ve ilerletmesi neticesinde oluşmaktadır. Bunun saptanabilmesi için hastanın tümöründen alınan biyopsinin (yada kimi zaman kandan alınan likit biyopsinin) çeşitli, ileri moleküler analizlere doğal olarak tutulması gereklidir. Bugün tüm minik hücreli olmayan akciğer kanser hastalarının tümör dokularından, akıllı tedavi uygunluğu açısından, bir takım ek moleküler testler yapılması gerekmektedir. Moleküler kontrol neticeleri akıllı tedavilere uygun çıkan hastalar çoğunlukla ilk olarak akıllı hap tedavileri kullanmaktadırlar. İmmünoterapi: Düzgüsel şartlarda bağışıklık hücrelerimiz, vücutta bulunan kanser hücrelerini tanıyıp, onları yok edebilme potansiyeline haizdir. Sadece kanser hücreleri de, bağışıklık hücrelerinden kaçabilme özelliği geliştirmektedirler. Çağıl anlamda kullanılan immünoterapiler (immün denetim noktası inhibitörleri) bağışıklık hücrelerimizin, kanser hücrelerini daha iyi tanıyıp onları yok edebilmelerini sağlamaktadır. Akciğer kanseri, immünoterapilerin en etkili olduğu kanser türlerinden bir tanesidir. Hastalığın evresi, biyolojik özelliği, daha ilkin alınan tedavilere bakılırsa akciğer kanserinin çeşitli aşamalarında, değişik immünoterapi tedavilerinden oldukça başarıya ulaşmış sonuçlar alınmaktadır. Radyoterapi: KDHAK’nin evresine bakılırsa, ameliyat öncesi yada sonrası dönemde, metastazı olan hastalar için metastaz bölgelerine klasik radyoterapi yada stereotaktik (hedeflendirilmiş) radyoterapi uygulamaları yapılabilmektedir. Minik hücreli akciğer kanserinin tedavisinde müracaat evresi oldukça belirleyicidir. Müracaat evresi “sınırı olan” ise radyoterapi ile birlikte uygulanan kemoterapi tedavisi, arkasından koruyucu beyin ışınlaması tedavinin ana çerçevesini oluşturur. İlerlemiş minik hücreli akciğer kanserinde ise, ana tedavi kemoterapi ve immünoterapinin beraber uygulanmasıdır. İyi cevap alınan hastalarda, kemoterapi belirli bir kür sayısından kesilerek, tekli immünoterapiye devam edilir. Metastaz bölgelerine, tıbbi gereklilik halinde radyoterapi uygulaması yapılır. Başvuruda ilerlemiş minik hücreli akciğer kanseri olup, bir nedenden dolayı immünoterapi alamamış hastalarda, kemoterapi başarısızlığı sonrasında immünterapi yada öteki klasik kemoterapi ajanları kullanılabilir. İlerlemiş akciğer kanseri olan tüm hastalar kemik metastazına bağlı ağrı, kırık ve anormal kalsiyum yüksekliği açısından risk altındadırlar. Kırık riski taşıyan kemik metastazlarına radyoterapi yada ortopedik cerrahi müdahale gereksinimi olabilir. Gene bu komplikasyonları azaltmak amacıyla kemik güçlendirici olarak tanım edilebilecek ilaç tedavileri önerilebilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu