Tüm Yazılar

İnsülin direnci iyi mi anlaşılır? İnsülin direncini kırmak için neler yapılmalı? 

İnsülin direnci nasıl anlaşılır? İnsülin direncini kırmak için neler yapılmalı? 

İnsülin direnci emareleri ile sıhhat kuruluşlarına müracaat sonrasında hekimler tarafınca ilk olarak kişinin tıbbi öyküsü ve fizik muayenesi gerçekleştirilir. Peki, insülin direnci iyi mi anlaşılır? İnsülin direncini kırmak için neler yapılmalı?

İnsülin direncinin tanısı için açken meydana getirilen kan şekeri ve insülin testi belirleyicidir. Lüzumlu durumlarda “Şeker yükleme testi” ile kan şekeri ile insülin değerlerinin değişimine bakarak değerlendirme yapılabilir. İnsülin direnci hesaplama amacıyla kullanılan HOMA kriterleri; kan şekeri ve insülin değerlerinden hesaplanan matematiksel bir formülün sonucudur. Ek olarak kan yağları, karaciğer enzimleri şeklinde bazı veriler de teşhis için destek olabilir.

İnsülin direnci emareleri ile sıhhat kuruluşlarına müracaat sonrasında hekimler tarafınca ilk olarak kişinin tıbbi öyküsü ve fizik muayenesi gerçekleştirilir. Bu uygulamaları takiben doktor tarafınca istenilen çeşitli tetkikler yardımıyla insülin direnci testi kapsamında değerlendirilebilecek ve kişide insülin direncine işaret edebilecek parametrelerin incelenmesi sağlanır:

AÇLIK PLAZMA GLUKOZ TESTİ

Minimum 8 saatlik açlık süresini takiben kişinin kan dolaşımındaki şeker düzeyinin belirleme edilmiş olduğu bu tetkikte desilitrede 100 miligramın altında tespit edilen glukoz düzeyi düzgüsel olarak kabul edilir. 100 ve 125 miligram arasındaki değerler kişide prediyabet (şeker hastalığı öncesi dönem) varlığına işaret edebilir. Desilitrede 126 miligram ve üstündeki değerler ise şeker hastalığı için tanısal öneme haizdir.

Yüksek olarak tespit edilen kontrol sonucu sonrasında bu testin doğrulanması için ilerleyen günlerde incelem tekrarlanabilir. İki kontrol sonucunda da yüksek tespit edilen kan şekeri düzeyi prediyabet ve diyabet rahatsızlığı için tanısal kıymet taşır.

ORAL GLUKOZ TOLERANS TESTİ (OGTT)

Oral glukoz hoşgörü testi, açlık sonrası meydana getirilen tetkiki takiben kişiye şeker içeren solüsyonun verilmesini takiben 2 saat sonrasında gerçekleştirilir. Solüsyonun içimini takip eden 2 saatlik süre sonunda meydana getirilen kan analizlerinde kişinin desilitrede 140 miligramın altında kan şekeri düzeyine haiz olması düzgüsel olarak kabul edilir.

OGTT kontrol sonucunun desilitrede 140-199 miligram içinde tespit edilmesi kişide prediyabet gelişimini izah edebilir. 200 miligram ve üstündeki değerler ise kişide şeker hastalığı varlığı için mühim bir bulgudur.

HbA1c TESTİ

HbA1c testi, kişinin son 2-3 aydaki kan şekeri düzeyinin averaj değerinin aydınlatılması amacıyla kullanılır. Bu kıymet yüzde olarak hesaplanır. Meydana getirilen kontrol sonucunda kişinin a1c değerinin %5.7’nin altında tespit edilmesi düzgüsel olarak değerlendirilir.

Bu değerin 5.7 ile 6.4 içinde tespit edilmiş olduğu kişiler prediyabetik dönemde kabul edilirken, 6.5 ve üstünde HbA1c değerine haiz kişilerde şeker hastalığı mevcut olabilir.

İNSÜLİN DİRENCİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

Çeşitli yaşam seçimi değişimleri insülin direnci tedavisinin temelinde yer edinen uygulamaları oluşturur. Öğünler ile beraber tüketilen besinlerin düzenlenmesi, alınan kalori miktarının ayarlanması ve yüksek glisemik indeksli gıdalardan uzak durmak, insülin direnci tedavi planlamasının en mühim adımlarını oluşturur.

İnsülin direnci olan hastaların; kan şekerini yükseltmeyen düşük glisemik indeksli, posa (lif) ve öteki gıda öğeleri yönünden de varlıklı gıdaları tercih etmesi gerekir. Patates, havuç, mısır haricinde tüm sebzeler ile beraber: Barbunya, nohut, kuru fasulye, mercimek şeklinde baklagiller, kepek, esmer ekmekler, elma ve portakal şeklinde meyveler rejim menüsünde yer almalıdır.

Meyveler muhteviyatında bulunan lif, vitamin ve mineraller ile hem insülin direncine hem de vücudun öteki düzgüsel fonksiyonlarına katkıda bulunan besinlerdir. Elma, muz, armut, incir ve şeftali insülin direnci olan kişilerde tüketilmesi tavsiye edilen meyveler içinde yer alır. Meyvelerin kendisi yerine meyve sularının tüketilmesi bu ürünlerin içinde yer edinen yüksek düzeydeki şeker sebebiyle önerilmez.

Sebzeler hem düşük kaloriye haiz hem de lif içinde ne olduğu bakımından varlıklı bitkisel besinlerdir. İnsülin direnci hastalarında kan şekeri düzeyinin kontrolünde pozitif tesir sağlayabilirler. Domates, kuşkonmaz, taze fasulye, havuç, ıspanak şeklinde yeşil yapraklı sebzeler ve brokoli şeklinde turpgil sebzeler, insülin direnci rejimi kapsamında hastaların tüketmesi tavsiye edilen sebzeler içinde yer alır.

Besinlerin içeriğindeki lifler çözünebilen ve çözünmeyen lifler olmak suretiyle 2 gruba ayrılır. Çözünmeyen lifler dışkının kıvamının düzenlenmesini sağlayarak bağırsak hareketlerini kolaylaştırıcı tesir gösterir. Çözünebilir lifler ise kolesterolün kontrolü ve iştahın azaltılması şeklinde özellikleri ile katkı sağlayabilirler.

Trans yağ asidi, insülin direncini artırarak diyabetin oluşumunu gizli saklı bir tabanca olarak ateşleyebilir. İnsülin direncini kırmak için gıdaları kızartarak pişirme yöntemini bırakmalı, trans yağ açısından varlıklı tereyağından uzak durmalı, işlenmiş etler olarak nitelendirdiğimiz tüm şarküteri ürünlerinden dolabınızı arındırmalı ve hazır kek dahil paket ürünleri tüketmemeniz önerilir.

İnsülin direncine kalkan olan beslenmenin omega 3 yağ asidi içeren hayvansal ve bitkisel kaynaklı gıdaları tüketmekten geçtiğini ihmal etmeyin. Salatalarınıza ya da yoğurdunuza keten tohumu ilave edin, ara öğünlerde ceviz tüketin, haftada minimum üç kere somon dahil omega 3’ten varlıklı yağlı balıkları ne olursa olsun yiyin. Eğer bu gıdaları yiyemiyorsanız balık yağı kullanabilirsiniz.

Her gün minimum 30 dakika ve minimum haftanın 5 günü olacak şekilde tertipli gidişatta meydana getirilen yürüyüşleri hayata geçirmeyi dikkatsizlik etmeyin. Böylece spor yaparken kaslarınız ortamda olan şekeri kolayca kullanacak ve insüline gerek kalmadan kalori yakımı başlayacaktır. Eğer tertipli aktiviteye devam ederseniz yağ yakıcı enzimler devreye girecek, depolanan yağlardan da kolayca kurtulmaya başlayabileceksiniz.

Tertipli egzersiz ile kan şekerinin düşürülmesi, yağ yakımının hızlanması ve zayıflama şeklinde diyabete karşı pozitif gelişmeler sağlanabilir. Bu gelişmeler bununla beraber vücudun insüline karşı daha duyarlı olmasına da destek olur. Bahçe düzenleme, adım atma, koşma, yüzme ve dans etme şeklinde egzersizler insülin direncine haiz kişilerin yapması tavsiye edilen fizyolojik aktivitelere örnek teşkil ederler.

Obez yada aşırı şişman bireyler hem şeker hastalığı hem de bu hastalık ile ilişkili öteki sıhhat durumları açısından risk altındadır. Yalnız birkaç kilo vererek bile bu problemlere karşı mühim bir adım atılmış olur. Yalnız egzersiz ve sıhhatli besleme ile %60’a varan düzeyde insülin direnci halledilebilir. Spor yaparken dikkat edilmesi ihtiyaç duyulan bazı hususlar da vardır. Kafi kalp hızı artışına erişilmeli, hareketler içinde gereğinden fazla mola verip vücudu soğutmamalı, kişiye uygun spor yapılmalıdır. Kişisel olarak uygun fizyolojik aktivite ve rejim ile beraber kişinin vücut ağırlığının %7’si kadar zayıflaması Tip 2 şeker hastalığı gelişimini %58 oranda azaltıcı tesir yapabilir.

Tertipli bir gece uykusu vücudun birçok fonksiyonuna katkıda bulunan yaşamın mühim bir parçasıdır. Uykusuzluk ve öteki uyku problemleri sıhhat için tehlikeli durumlar olup, enfeksiyon hastalıkları, kalp hastalıkları ve Tip 2 şeker hastalığı şeklinde problemlere zemin hazırlayabileceği için dikkatli olunmalıdır.

Vücudun kan şekeri düzeyini düzenlemede etkili bir öteki unsur kişinin stres düzeyidir. Vücudun harp ya da kaç moduna geçmesi ile stres hormonları olan kortizol ve glukagonun üretimi tetiklenir. Bu hormonlar depo şekerin glikoza çevrilerek vücudun lüzumlu durumlarda kullanımı için kan dolaşımına verilmesini sağlar. Bu etkinin bir sonucu olarak kişinin kan şekeri yüksek bir düzeyde kalır ve bu hormonların tesirinde insülin hormonuna karşı bir direnç gelişimi söz mevzusu olur. Meditasyon, nefes egzersizleri, tertipli bir gece uykusu ve fizyolojik aktivite yardımıyla stres düzeyi azaltılabilir ve vücudun insüline karşı daha duyarlı olmasına katkı sağlanabilir.

Çay şekeri, reçel, marmelat, pekmez, bal, tatlılar, kurabiye, kek, pasta, bisküvi, çikolata, gofret, beyaz ekmek, mısır ve mısır ekmeği, mısır gevreği, pirinç, şehriye, erişte, makarna, muz, incir, üzüm, kavun, karpuz, kayısı hariç kuru meyveler, hazır meyve suları ve asitli meşrubatlar şeklinde besinler olabildiğince azca tüketilmelidir.

Tip 2 şeker hastalığında bir miktar insülin vücut tarafınca üretilir fakat ihtiyacı karşılayacak yeterlilikte olmadığından Tip 2 diyabetli kişiler, kan şekerini düşürmek için oral hipoglisemik ilaç kullanırlar. Hatta bazıları insülin enjeksiyonu ihtiyacında da olabilirler. İnsülin direnci ilaç tedavisinde kullanılan ajanların başlangıcında metformin etken maddeli ilaçlar gelir. Birinci basamak tedavi yöntemi olan bu ilaç böbrek hastası olan kişilerde dikkatli kullanılmalıdır. Buradaki mühim nokta, durumunuza uygun kafi yardım aldığınızdan ve yaşamınızda lüzumlu ayarlamalar yaptığınız mevzusunda bilgili olmaktır. Tüm tıbbi ilaçlar ve yaşam seçimi değişimleri şeklinde uygulamaların hekimlerin bilgisi ve önerisi dahilinde yapılması gereklidir.

Yaşam seçimi değişimleri, medikal tedavi ve öteki yöntemler ile meydana getirilen insülin direnci tedavisine cevap alınamayan kişilerde bariatrik cerrahi uygulamaları gündeme gelebilir. Bilhassa obez kişilerde mide küçültme şeklinde ameliyatlar ile kişinin aşırı yağ dokusunu kaybetmeye başlaması insülin direncinin kırılmasında mühim bir basamak olabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu