Tüm Yazılar

Çocuklar niçin korkar? Uzman isim söyledi

Çocuklar neden korkar? Uzman isim anlattı

Mesela; elinde kesici aletle size doğru hızla yaklaşan birini gördüğünüzde o anda hissedeceğiniz duygu korku, vereceğiniz tepki de, ortamdan anında uzaklaşmanız ya da o şahıs ile savaşım etmeniz olacaktır.

Peki böylesine lüzumlu ve yaşamsal bir duygu iyi mi oluyor da fobilere ve yoğun hissedilen kaygılara dönüşebiliyor, asla düşündünüz mü?

Mesela, bazı insanoğlu örümcekten oldukca korkarken bazıları ise asla çekinmeden o örümceği eline iyi mi alabiliyor? Ya da bazı insanoğlu, “zelzele olacak mı korkusu”nu devamlı yaşarken bazıları ise günlük yaşamlarına iyi mi kolaylıkla dönüveriyor?

Bu soruların cevabı; korkan kişinin güvensizliği de bununla beraber hissetmesinde gizlidir. Şu demek oluyor ki temel duygumuz olan itimat duygumuzda eksiklik yaşıyorsak korku da yaşarız.

Mesela; 1 yaşındaki bebeğin yalnız kalması, yabancı bir ortama girmesi ya da annesinden ayrı kalması bebeği güvensiz hissettirir. Kendini güvende hissetmeyen bebek, korkar. Korkusunu ağlayarak, hırçınlaşarak ya da beslenme ihtiyacını reddederek izah edebilir.

Korku doğuştan getirdiğimiz ve deneyimleyerek ya da öğrenerek pekiştirdiğimiz bir duygudur.

Mesela; yüksekten düşme ve ansızın gelen yüksek bir ses hepimizin doğuştan getirmiş olduğu korkuyken, bir yılan çoğumuz için sonradan öğrendiğimiz korkudur.

2-4 yaşları arasındaki bir çocukta animizm denilen dönemsel bir özellik görülür. Şu demek oluyor ki canlı ile cansızı ayıramayan bu yaş dönemindeki çocuklar, canlı bir nesneyi cansız şeklinde ya da cansız bir nesneyi canlı şeklinde değerlendirerek korku hissetmeyebilir.

Mesela; bu yaşlar arasındaki çocuk için tehlikeli bir örümcek, masum bir oyuncak olarak algılanabilir. Sadece çocuk örümcek tarafınca ısırılırsa ya da çevresi tarafınca örümcekle ilgili korku hissi aktarılırsa çocukta örümceğe karşı korku duygusu gelişir.

Ufaklıklara sarfedilen kaygı içerikli cümleler çocuklarda korku duygusunu harekete geçirir ve korku merkezinin alarm sistemini açık bırakır. Şu demek oluyor ki, korku hissetmemesi ihtiyaç duyulan yerde çocuk devamlı olarak korkar ve yoğun kaygılar yaşar. Çocuğun yaşamış olduğu bu korku sıhhatli bir korku değildir.

Ellerini yıkamazsan mikrop kaparsın, yemeğini yemezsen büyüyemezsin, söz dinlemezsen Tanrı seni yakar, ağlarsan polis seni alır, yaramazlık yaparsan hekim iğne yapar, susmazsan seni burada bırakacağım, elimi bırakırsan hırsızlar seni kaçırır, köpeğe yaklaşma seni ısırır şeklinde çocuğuna yoğun kaygı yükleyen, soyut içerikler barındıran ve korkuyu pekiştiren sözler çocukta fobilerin ve kaygı bozukluklarının oluşmasına niçin olabilir.

12 yaş öncesi çocuklar somut düşünürler. Soyut özellikler içeren kavramlar, bu çocuklar için belirsiz anlam ifade eder. Şu demek oluyor ki soyut kavramları anlamlandıramazlar. Bundan dolayı belirsizliğin niçin olduğu düşünceler, evlatları korkutur. Şu demek oluyor ki dini kavramlar, ölüm, boşanma yada fantastik mevzular evlatların bilişsel algıları için oldukça zorlayıcıdır.

Mesela 5 yaşındaki bir çocuğa sevap işlersek cennete gideceğimizi, günah işlersek cehennemde yanacağımızı, etrafta dolaşan melekleri ya da kötülükler ardında koşan şeytanı anlatırsanız çocukta yalnız kalamama, yalnız uyuyamama, karanlıktan korkma, imgesel varlık düşüncesi şeklinde bir ekip kaygı içeren korkular gelişebilir.

Korkusunu yenmesi adına; yalnız kalmaktan korkan bir evladı odada yalnız bırakmaya zorlamak, karanlıktan korkan bir çocuğa “korkacak ne var” deyip korkusunu küçümseyerek evladı karanlıkta bırakmak, karıncadan korkan çocuğa habersizce karıncaya temas ettirmek çocukta oluşan bu korkuların artmasına, başka korkulara yayılmasına, fobilere dönüşmesine ya da kaygı bozukluklarına niçin olabilir.

İlk başlangıçta yalnızca karanlıktan korkan çocuk, ebeveynin zarar verici bu tutumları ile wcye bile yalnız gitmeye korkar hale gelebilir.

Bir de ebeveynin koruyucu tutumundan meydana gelen şu demek oluyor ki yetersizlik hissiyle oluşan korkular vardır. Çoğu zaman tek çocuklu yada oldukca geç yaşta evladı olan ailelerin, çocuğunu fazlasıyla koruyarak çocuktaki toplumsal becerilerin gelişimine zarar verdiği durumlarda görülür. Bu çocuklar yetersizlik duygusunun verdiği özgüvensizlikle yoğun olarak başarısızlık korkusu yaşayabilir. Yalnız başına başaramadığına inanılmış olduğu için de yalnızlık korkusu yaşayabilir. Kaygı temelli olan bu korkuları öteki korkuların da gelişmesine niçin olabilir.

Korkunun oluşmasına yol açan bir öteki mühim mevzu ise evlatların sertlik ve korku içeren, soyut içeriklerin olduğu görüntülere maruz kalmasıdır. Çocuğun oynadığı oyunlar ve izlediği çizgi filmler çocuğun gelişimine ve yaşına uygun değilse çocukta başta gece korkuları olmak suretiyle bir oldukca korku çeşidi gelişebilir.

Korku duygusu öteki duygularımız şeklinde lüzumlu ve yaşamsaldır. Çocuktaki korkuyu sağlıksız bir duyguya dönüştüren yanlış tutumlarımız ve beslediğimiz kaygılarımızdır.

Çocuğunuzun da yersiz korkular ve fobiler oluşmasını istemiyorsanız ilk olarak ona gereksinim duyan itimat duygusunu vererek korkularının önüne geçebilirsiniz.

Tüm ufaklıklara korkunun yerine güvenin olduğu mutlu bir çocukluk periyodu geçirmelerini arzuluyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu