Tüm Yazılar

Batı Nil virüsü enfeksiyonunun 4 emaresine dikkat!

Batı Nil virüsü enfeksiyonunun 4 belirtisine dikkat!

Sivrisineklerin ısırmasıyla bulaşan bir tür viral enfeksiyon olan Batı Nil Virüsü hastalığı da günden güne yaygınlaşıyor. Enfekte olanlarda kuluçka süresi 2-14 gün içinde değişirken, hemen hemen aşı ya da ilacı bulunmayan bu hastalıktan korunmak için tedbir almak gerekiyor. Batı Nil Virüsü ile ilgili informasyon veren Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayşegül Yüce Kılıç, mühim uyarılarda bulunmuş oldu.

Batı Nil Virüsü insanlarda enfeksiyona yol açmaktadır. Ana konağı yırtıcı kuşlar olan Batı Nil Virüsü insanlara en sık ‘Culex’ eşeysel sivrisineklerin ısırması ile bulaşmaktadır. Hastalık kişiden kişiye bulaşmamaktadır. Daha ender olarak da kan transfüzyonu ve organ nakli ile bulaşmaktadır. Doğum esnasında anneden bebeğe de geçmiş olduğu bilinmektedir. Geçmişte dünya genelinde büyük salgınlara yol açan virüsü taşıyan Culex türü sivrisinekler vatanımızda de görülmektedir.

Hastalığın kuluçka süresi ortalama olarak 2-15 gün içinde sürmektedir. Enfeksiyon, kuluçka süresinin arkasından değişik klinik tablolar görülebilir. Bazı vakalarda hiçbir emare görülmezken, bazıları yatarak tedavi gerektirecek ve hatta ölüme yol açacak kadar ciddi seyirli olabilir. Emareler şöyleki sıralanabilir:

Batı Nil Virüsü’ne bağlı olarak gelişen hastalıkta bir çok vakit ilk görülen emare baş ağrısıdır.
Çoğunlukla grip benzeri semptomlarla ortaya çıkan emareleri içinde sırt ağrısı sık görülmektedir.
Ani süregelen yüksek ateş, halsizlik ve kaslarda güçsüzlük mühim emareler arasındadır.
Mide bulantısı, kusma, ishal, deride kızarıklık ve lenfadenopati olarak malum lenf bezlerinin aşırı şekilde şişmesi
benzer biçimde semptomlar da bulunmaktadır.

Batı Nil Virüsü ile enfekte olan kişilerde hastalığın % 80 oranında emare vermediği söylenebilir. Hastalığın varlığına dair emare gösteren % 20’lik dilimde yer edinen semptomatik vakaların % 90’ında ise Batı Nil Ateşi olarak malum yüksek ateş görülmektedir. Sinir sistemi tutulumu ise toplam semptomatik vakaların % 1’inde görülür. Batı Nil Virüsü’ne bağlı olarak görülen sinir sistemi tutulumu sonucunda Batı Nil Nöro İnvaziv Hastalık (BNNI) olarak tanımlanan hastalık gelişmektedir. BNNI’nın ortalama % 65’i ensefalit ( beyin iltihabı), % 30’u menenjit ve geriye kalan % 5’lik kesim ise akut flask paralizi olarak tanımlanan nüzul türü ile seyreder. Tüm Batı Nil Virüsü vakalarının % 1’i menenjit, ensefalit ve nüzul ile sonuçlanmaktadır. Ensefalit ile sonuçlanan vakaların ise ortalama % 20’si yaşamını kaybederken, bu oran nüzul vakalarında %10 ile % 50 içinde yer alır.

Devletimizde 2010 yılından Kasım 2021’e kadar olan sürede 107 hasta bildirimi yapılmıştır, bunların 15’i ölümle neticelenmiştir. Geçtiğimiz haftaki güncellemeden bu yana ve 31 Ağustos 2022 itibariyle, Avrupa Birliği vatanlarında 45 kişinin enfekte olduğu belirlendi. Bu enfeksiyonlara bağlı 5 ölüm bildirdi. Yunanistan’da 34, Romanya’da 10 ve Macaristan’da 1 olay görüldü. Ek olarak Sırbistan’da da 24 olay görülürken, ABD’da 23 Ağustos 2022 itibariyle, toplam 98 Batı Nil Virüsü hastalığı vakası CDC’ye bildirildi. Bunların 66’sı nöroinvaziv hastalık (menenjit yada ensefalit benzer biçimde) ve 32’si nöroinvaziv olmayan hastalık olarak sınıflandırılmıştır.

Hastalığın teşhisi için klinik emare ve bulguların durumuna bakılırsa kan testi ve omurilik sıvısı ile kontrol yapılır. Batı Nil enfeksiyonuna karşı vücudun bağışıklık sisteminin ürettiği antikorlar laboratuvar ortamında saptandıktan sonrasında kati teşhis konulur. Bu hastalık için hemen hemen geliştirilmiş bir aşı ya da ilaçlı tedavi uygulaması bulunmamaktadır. Hastanın yaşam standardını yükseltmek ve belirtilerin tesirini azaltmak için değişik tedavi şekilleri uygulanır. Sadece nörolojik hastalık sebebiyle yaşamsal kayıplar ileri yaşlarındaki kişilerde daha çok olmaktadır.

Batı Nil Virüsü enfeksiyonu, insanlara en oldukça enfekte sivrisinek ısırmasıyla bulaşmaktadır. Vakalar çoğu zaman yazları çoğalan ve sonbaharda da yaşamaya devam eden sivrisineklerin oldukça olduğu mevsimlerde ortaya çıkar. Sivrisinek ısırıklarından korunmak ve ilaçlama son aşama önemlidir.

Sivrisineklerin geceleri beslendiği göz önünde bulundurularak, riskli bölgelerde uzun kollu giysiler giyilmeli.
Kapı ve pencereler sineklik olmadan uzun süre açılmamalıdır. Bunun yerine ortam ısısını ayarlamak için klima kullanılabilir.
Sulak alanlardan uzak durmak, ihtimaller içinde sivrisinek ısırıklarını engellemek için etkin bir yöntemdir. Ek olarak riskli bölgelere meydana getirilen seyahatler öncesinde, hastalık salgınlarını denetlemek ve böcek kovucu ilaçlar kullanmakta fayda vardır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu